Bediüzzaman'a (R.A) ithafen 208 Mesaj - Bediüzzaman'a ithafen (Yazı birgün öncesine ait) Bugün takvim yaprakları 23 Mart'ı gösteriyor. Bediüzzaman Hazretlerinin dar-ı bekâya irtihal edişinin 46. sene-i devriyesi bu gün. Vahiy Dîninin son asırda girdiği krize denk olarak; Cenâb-ı Hakk'ın, "Zikri biz indirdik ve O'nun koruyucusu da elbet biziz!"1 âyet-i celîlesinde beyan ettiği üzere; bu krizi mânevî boyutta göğüsleyen ve krizin tehlikesi ölçüsünde de fedâkârlığı yüksek olan bir tebliğci ve müceddid göndererek dîn-i mübînin yeniden ayağa kalkmasını sağlaması, her şeyden önce O'nun Rahmetinin şanından değil midir? Aslına bakarsanız, Hazret-i Âdem'den (as) itibaren Vahiy Dîni hemen her devirde muhtelif sıkıntılar yaşamış ve bu zor dönemlerinde fedâkâr, cefâkâr ve sâdık Peygamberler hayatlarını ortaya koymuşlar ve tebliğ vazifesini ne Cennet sevdâsı, ne de Cehennem korkusu olmaksızın, sırf Allah rızâsı için eksiksiz yerine getirmişler. Hazret-i Nuh (as) hakarete uğramak, taşlanmak ve öldürülmek2 tehditlerine rağmen tebliğ görevinde bir an tereddüt yaşamadığı gibi; Hazret-i İbrahim (as) bu görevdeki sadakat ve sebatından dolayı ateşe atılmaktan çekinmemiştir. Tebliğ vazifesinde kavminin verdiği çile ve sıkıntılardan; ölüm tehditleriyle ve türlü sû-i kast plânlarıyla Hazret-i İsa da (as), O'nun ümmetinden Habib-i Neccâr da (ra) nasibini almış; Hazret-i İsa (as) Cenâb-ı Hakkın lütfuyla semaya yükseltilmiş3; Habib-i Neccâr ise kavmi tarafından şehit edilmişti4. Ya kavminin eziyet ve hakaretleri karşısında metanetini zerre kadar kaybetmeyen Son Peygamber Hazret-i Muhammed'in (asm); "Ey amcacığım! Güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseniz; ben davamdan yine vazgeçmeyeceğim! Ya Allah bu dîni hâkim kılar; ya da ben bu uğurda ölür giderim!" diye haykırışını unutabilir miyiz? Peki; müşriklerin işkencelerine karşı, "Ölümü göze alırım da, O'nun dînini asla bırakmam!"diyen Yasir'ler, Sümeyye'ler (ra); kızgın kumlara bastırıldıkça, "Allah birdir... Allah birdir..." diyen Bilal-i Habeşiler (ra) ve daha nice çile yumağı olmuş sahabeler göz ardı edilebilir mi? Tarih, fedakârların altın soluklarıyla hınca hınç doludur. Hazret-i Ebû Bekir'in (ra), "Allah'ım; benim vücudumu Cehennem'de öyle büyüt ki, hiçbir ehl-i iman için girecek yer kalmasın!" ifadesi de akıllara durgunluk verecek cinsten bir yalvarıştır. Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin (ra) vazifelendirildiği son asra girdiğimizde Din-i Mübîn, yine dehşet dolu sıkıntılar yaşıyordu. Dünyayı değil; her türlü makâmâtı da, âhireti de, Cenneti de fedâ edebilecek ve ehl-i îman yerine Cehennem'e girmeyi bile göze alabilecek bir tebliğci ve müceddide ihtiyaç vardı. Bedîüzzaman Hazretlerinin (ra) kendisi için hiçbir manevî makamı telaffuz etmemesi, böylesine bir fedakârlıktan başka ne ile izah edilebilir? O kutup mudur, gavs mıdır, hüccetü'l-İslam mıdır, mehdi midir, hangi makamdadır; bunu zikretmez. Makamla mansıpla uğraşmaz. Yalnızca der ki; "Ben makam sahibi değilim! Ben sizin bir ders arkadaşınızım!"8 Oysa i'câz-ı Kur'ân'ı beyan etmeye yetkili olsun6 ve ulûm-u imaniyedeki fetva vazifesiyle görevlendirilmiş olsun da7 makam sahibi olmasın! Bu mümkün mü? Bu olsa olsa Bediüzzaman'ın (ra) tevazu ile fedakârlığı birleştiren yüksek ahlâkının bir ifadesi olabilir ve aslında O, sahip olduğu makamı "Sizin bir ders arkadaşınızım" beyanıyla şahs-ı manevîye yaymış bulunmaktadır. Manevî makamlara karşı hep müstağnî bulunan Bedîüzzaman (ra); ehl-i imanın Cehennem'den kurtulması için "Cehenneme girmeyi kabul ederim" diyerek tüylerimizi ürpertir. Gazeteci Eşref Edip ile konuşurken; "Ben, cemiyetin iman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim! Gözümde ne Cennet sevdası var; ne Cehennem korkusu! Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil; bin Said feda olsun! Kur'ân'ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa, Cenneti de istemem! Orası da bana zindan olur! Milletimizin imanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül gülistan olur!"9 diye haykırışı hâlâ kulaklarımızda çınlamaktadır. Bu vesileyle; ilim, fikir ve gönül ehlince anlaşılmayı bekleyen bakir bir alanda vazgeçilmez eserler bırakan Bedîüzzaman Hazretlerini rahmet ve duâ ile anıyoruz.
BUNU HERKEZ BILSIN KI ZULM EDENLERIN NE BU DÜNYADA NE DE AHIRETDE YARDIMCILARI VARDIR!!
İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp da ona ortak koşanlar vardır. Onları, Allah'ı severcesine severler. Mü'minlerin Allah'a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah'ın olduğunu ve Allah'ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi. ´ (BAKARA)
BÜTÜN HAKLARI (ÇEKİRGEYE AİTTİR) ALINAMAZ VEYA KOPYALANAMAZ YASAL UYARI..
Bilmem ki etdiklerine hiç pişmanlık duyduğun oldu mu?..
Bir şey isteyince Allah'tan iste. Yardım talep edeceksen Allah'tan yardım dile. Zira kullar, Allah'ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için biraraya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın yazmadığı bir zararı sana vermek için biraraya gelseler, buna da muktedir olamazlar."
Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile, bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım. Günlük yaşamda "ben" yerine, daha çok "sen" sözcüğünü kullanabileyim...
BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:
Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe, doldursun sarsın çevremi. Hatta düşmanlarımı da sevebileyim...
BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:
Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki, mutluluğu başkalarına da götürebileyim...
BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:
Düşünebileyim, konuşabileyim.
BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:
İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür edenlere; bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim.
BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:
İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.
BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:
Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.
BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:
düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, varolduğum şu anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim.
BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :
Yıllar sonra beni hatırlayanlar "herkese iyilik eden, tüm insanları seven, o düzeyde de sevilen bir kişiydi " diye konuşsanlar ve ben de huzur içinde olabileyim.
BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:
Birgün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem; bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise elimi durdurabileyim.
BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:
Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim
AMİN
Allahim...
SENI kaybeden neyi bulur ?
SENI kazanan neyi kaybeder ?
Ey Yolcu
Aglayarak Geldigimiz Dünyadan
yine Aglayarakmi Gidecez??
bu dünya "dayanma" dünyasıdır,
"darılma" değil
MOUSE'Yİ AŞAĞIYA GETİRİN
VE SEYREDİN
SANA VE BACIMIN ÖRTÜSÜNE DİL UZATANLAR
KAHROLSUNLAR.YA RESULULLAH!
Sakın gevşemeyin, karamsarlığa kapılmayın.Eğer Mü'min iseniz üstün gelecek olan taraf sizlersiniz!
AL-İ İMRAN 139
İlk sevgilinin gülüşüne benzer Bir Nisan havası değil mi esen?Zincirlere, kelepçelere inat, Kanatlarımı açmak zamanıdır; Allaha ısmarladık kaldırımlar. Giyenler düşünsün dar elbiseyi, Ölçülü sözü, hesaplı adımı Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan; Saltanat sürer gibi uçuyorum, Erik ağacı gelin olduğu gün. Hayranım bu şehrin bacalarına İrili ufaklı hep bir ağızdan. Nasıl derinden bu gökyüzüne doğru Bir türkü söylüyorlar öyle sessiz!Dumanın daim olsun güzel baca! Yuvası saçakta kalan kırlangıç, Yavrusu dallara emanet serçe, Derken camiler üstünde güvercin Minareler katından geçiyorum Gökyüzü mahallesi İstanbul’un Süt beyaz bir martıyım açıklarda Gemilere ben yol gösteriyorum, Buğday ve ilaç yüklü gemilere Bir kanat vuruşta bulutlardayım; Bir süzülüşte vatanım dalgalar!
ACABA HiC KENDiNE SORDUNMU HATIRLANMAYA DEGERMiYiM DiYE?
Yıllar Sonra Bile
Hiçkimseye Söyleyemedim...
Bu Sevdayı Kalbime Gömdüm
Ve Sen Öldün...
¸¸.•*´¯`v´¯`*•.¸¸
ÇEKİCAN
¸¸.•*´¯`v´¯`*•.¸¸
aşk aşk dedigimiz şey nedir arkadaşlar
bir tutkuu
bir heyacan
bir ihtiras
bir heves
belkide bir hastalık
aşkın adı varmı sizce
bana aşkı anlatırmısınız...
Sen!..
Sen özledigim Sen bekledigim Sen rüyamda görmek icin dua ettigim Sen kalbime hapsettigim kara sevdamsin Sen unmadik zamanda gelen misafirdin Sen gelisinle beni mutlu edensin Sen geldigin gibi zamansiz gidensin Sen beni yanlizliklara mahkum edensin Sen hala deligibi sevdigim kara sevdamsin!..
BaNa BiRGüN OnDaN VaZGeC DeRLeRSe,
VaZGeCeMeM o BeNiM SeVGiLiM DeRiM,
PeRiSaN oLDuN OnUn AsKiNDaN DeRLeRSe,
PeRiSaN oLaN KaLBiM SiZe Ne DeRiM,
SiZi BiRGüN AYiRaCaKLaR DeRLeRSe,
BiZi AnCa öLüM AYiRiR DeRiM,...
AmA BiRGüN o BaSKaSiNi SeViYoRMuS DeRLeRSe...
...:::MUTLU OLSUN DERIM:::...
Ben hayatımı senle bitirmeyi istedim, Sense beni terk etmeyi seçtin. Meğer nede yalanmış sözlerin, Bırakıp gittin beni zalim. Gitmeden önceki son bakışın Parçaladı beni en derinden Anladım ki sen hiç sevmemişsin beni
Buğulu camların araasındaki kuytu bahçelerde yankılanmış çığlığım ve her bi satırında seni bulmuşum mürekkebi yayan gözyaşlarımda belki de kendimi bulmuşum
Allahım verdin bana cezaların en büyüğünü Aşık ettin beni bir zalime İstedim ona çiçek bahçelerinden bir demet vermeyi Almadı, gülüm soldu dikenlerini yüzüme vurdu
[S]ensin benim tek dusuncem [E]eyer sen yoksan gecmiyor ne gunduzum ne gecem [N]em var gozlerimde her dem birtanem [I]smindir soyledigim ilk ve son hecem
[S]onunda cesaret edip soyledim [E]n derin duygularimi dile getirdim [V]urgunum ben sana delice sevdigim [I]nanmasi guc ama sensin benim tek yasama sebebim [Y]a bugun ya yarin sende beni seversin diye bekledim [O] gunlerin hayalini icimde besledim [R]esmine baktim ve seni istedim [U]yku nedir unuttum kendime soz geciremedim [M]eyerse karsilikli askl imkansizmis ama yinede seni sevdim ve sevmekteyim!!
Kimilerine göre kralız Kimilerine göre yalanız Herkes dalgasına baksın BİZ FALAN FİLANIZ
Arkanda yikilmis bir dag
Paramparca bir Yürek
Görmek isdemiyorsan
DÖNÜP BAKMA..!
Ardına....
DUA
YA RABBİM SENİN GÖREN OLDUGUNU GÖRMEK EN GÜZEL
TECELLİDİR.
YA RABBİM ANCAK SANA YÖNELMEK KULUNA HAKTIR.KIBLENDEN SAPTIRMA BENİ
YA RABBİM ANCAK SANA EDİLEN DUALAR KULUNA HAKTIR .MAHRUM BIRAKMA BENİ.
YA RABBİM.ANCAK SENDEN DİLEMEK KULUNA HAKTIR .SAHİPSİZ BIRAKMA BENİ.ANCAK SANA DAYANMAK KULUNA HAKTIR ÇARESİZ BIRAKMA BENİ.ANCAK SANA VARAN YOLLAR KULUNA HAKTIR YOLDAN ÇIKARTMA BENİ.HERŞEYDEN ÇOK SENİ SEVMEK KULUNA HAKTIR YETİM BIRAKMA BENİ.YARABBİ HAK ETTİGİMLE DEGİL,LUTFUNLA AGIRLA BENİ.
AMİN.
EZANLAR OKuNUYOR DUYAN ANLAYANA
,EZANLAR OKUNUYOR
ÜSTÜNE ALINANA:
ALLAH TÜM SEVDİKLERİME AİLEME DOSTLARIMA VE TÜM
İNANANLARA İMANLI BİR YAŞAM VE ÖLÜM VERSİN
TÜM DOSTLARIMI ÇOK SEVİYORUM ALLAH HERKESİN GÖNLÜNE
Nardan nur dönüyorum. Sana geliyorum ya Rasulallah!...
...
Es-selatu ve's-selamu aleyke ya Rasulallah!
Es-selatu ve's-selamu aleyke ya Habiballah!
Es-selatu ve's-selamu aleyke ya Safiallah!
Es-selamu aleykum ya Rasulallah!
...
Geldim ya Rasulallah; ben geldim!...
Peki bizler, O Gülyüze bakmayı, hak ediyormuyuz acaba?
Peki bizler, her birimiz Müslüman oldugumuz halde, yaptıgımız bunca hatalarımıza yanıp, ne zaman vazgececegiz acaba?
Ne zaman namazımızı dogru dürüst kılacagız?
Ne zaman hic aksatmadan günlük Kur'an dersimizi yapacagız?
Ne zaman?
O bizim Peygamberimizdir; Peygamberimiz Efendimiz (sav)'dir.
Örnegimiz, önderimiz, sefaatcimizdir...
O bizim her seyimiz; canımız, cigerimizdir...
Öyleyse O'nun yolunu yol edinmeliyiz artık...
Eger uymazsak O'na, düsmezsek ardı sıra, ne anlamı kalır Peygamberim demenin?
Ne anlamı kalır; örnegim ve önderim demenin?
Haydi öyleyse; biz de dönelim artık O'na...
Tevbe edelim...
Can atalım, o Can Peygambere...
Peygamberimiz Efendimize...
Salat ve selam olsun Peygamberimiz Efendimize...
Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; ordaki elbiseleri ipek(ten)tir. (Hac Suresi, 23)
O Allah ki yaratandır, (en güzel biçimde) kusursuzca var edendir, şekil ve suret verendir� (Haşr Suresi, 24)
"Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş kuşları görmüyorlar mı? Onları (böyle boşlukta) Allah'tan başkası tutmuyor. şüphesiz iman eden bir topluluk için bunda ayetler vardır." (Nahl Suresi, 79)
De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'tır." De ki: "Öyleyse, O'nu bırakıp kendilerine bile yarar da, zarar da sağlamaya güç yetiremeyen birtakım veliler mi (tanrılar) edindiniz?" De ki: "Hiç görmeyen (a'ma) ile gören (basiret sahibi) eşit olabilir mi? Veya karanlıklarla nur eşit olabilir mi?" Yoksa Allah'a, O'nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki: "Allah, herşeyin yaratıcısıdır ve O, tektir, kahredici olandır." (Rad Suresi, 16)
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter. (Nisa Suresi, 132)
De ki: "Siz, Allah'ın dışında taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Bana haber verin; yerden neyi yaratmışlardır?.. (Fatır Suresi, 40)
Allah ile beraber başka bir İlah(ı ortak) kılmayın. Gerçekten sizi, O'ndan yana açıkça uyarıyorum. (Zariyat Suresi, 51)
Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır, bütün işler O'na döndürülür; öyleyse O'na kulluk edin ve O'na tevekkül edin... (Hud Suresi, 123)
... Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez... (Enam Suresi, 59)
Ellerimizin yaptıklarından kendileri için nice hayvanları yarattığımızı görmüyorlar mı? Böylece bunlara malik oluyorlar. (Yasin Suresi, 71)
BEDDUA
- Beddua sana her gece dua ediyorum sevdigim için degil beter olasın diye allahımdan bir tek sey diliyorum bana çektirdigin acıları sanada çektirdin diye geceleri gözyaşların yaş olarak degil kan olarak akmasını istiyorum benden gitdigine birgün pişman olacaksın çünkü benden çok seveni istesende bulamazsın pişman olacaksın aşk yolunda birtek ben degil sende bir gül gibi solasın sende benim yandıgım gibi yanasın sende her gece benim gibi gözyası akıtasın hayatın boyunca insallah yuva kuramazsın her gece rüyanda bir kabusa bogulasın uykunda gözlerin açılsın o gözleribn bir daha uyanmasın bırak senin gibileri hep böyle kalsın kalp kıranlar bu dünyada yasamasın yok olsun nefretlerim teker teker kaybolsun beddualar bile sana az gelir sen benim hayatımı mahvettiniste benim sana olan nefretim sen benim degerini bilemedin hangi serefsize kollarını açıpta yatagına girdin simdi ellerden ellere gezeceksin hayatından bir gün sende bezeceksinallahım sana cennet yüzünü göstermesin yattıgın yatagını mezarına benzetsin kimseler gelipte sana dua etmesin sen insan degilsin seytandanda betersin sen insan degerini nerden bileceksin bilemezsin kalpsizin birisin sen nasıl seveceksin sana acıyordum aynı bebek gibiydin şimdi bana gerçek yüzünü gösterdin anladım sen basit birimiysin kollardan kollara geçmeyi ögrenmisin basaramaz derken beni hayatımdan ettin sana nasıl inanipta kollarına girdimşimdi sıra sende sen sürüneceksin benim peşimde köpek gibi gezeceksin bana çok dönmek isteyeceksin bundan sonra dönmeyecegim sana artık ellerinsin bunu anlasana sen beni aglattın bırakıpta ellere kaçtın senin hatanı anladım kitabinı çoktan kapattım ...
Herkes, kendi varlığını, bunun olgunlaşmasını ve hiç yok olmadan devam etmesini ister. Kendini ve Rabbini bilen, varlığının devam etmesinin kendi elinde olmadığını, ancak Allahü teâlânın dilemesiyle var olduğunu bilir.
Varlıkların hepsi Allahü teâlânın kudretiyle vardır. Hiç kimse, kendi kendini yaratıp, hayatını devam ettiremez. O hâlde, kişinin, kendini yaratan, çeşitli ni'metler veren, yaşatan Rabbimizi sevmemesi mümkün değildir. Eğer sevmiyorsa, kendi yaratılışını bilmediğinden, cehâletindendir. Çünkü sevgi, ma'rifetin, (ya'nî bilmekanlamak) meyvesidir.
Bir şey önce bilinip anlaşıldıktan sonra sevilir. Ya'nî ma'rifet olmadan sevgi olmaz. Sevgi ma'rifete göredir. Ma'rifet ne nisbette ise, sevgi de o nisbette olur. Rabbini bilen elbette O'nu sever. Çünkü kendini sevenin, kendini yaratanı sevmemesi düşünülemez.
ALLAH SEVGİSİ
Herkes, kendi varlığını, bunun olgunlaşmasını ve hiç yok olmadan devam etmesini ister. Kendini ve Rabbini bilen, varlığının devam etmesinin kendi elinde olmadığını, ancak Allahü teâlânın dilemesiyle var olduğunu bilir.
Varlıkların hepsi Allahü teâlânın kudretiyle vardır. Hiç kimse, kendi kendini yaratıp, hayatını devam ettiremez. O hâlde, kişinin, kendini yaratan, çeşitli ni'metler veren, yaşatan Rabbimizi sevmemesi mümkün değildir. Eğer sevmiyorsa, kendi yaratılışını bilmediğinden, cehâletindendir. Çünkü sevgi, ma'rifetin, (ya'nî bilmek, anlamak) meyvesidir.
Bir şey önce bilinip anlaşıldıktan sonra sevilir. Ya'nî ma'rifet olmadan sevgi olmaz. Sevgi ma'rifete göredir. Ma'rifet ne nisbette ise, sevgi de o nisbette olur. Rabbini bilen elbette O'nu sever. Çünkü kendini sevenin, kendini yaratanı sevmemesi düşünülemez.
MEMNUNE
..::Aman NaZaR falan degmesin spacime::.. MaSaLLaH deyin...
Yanıt mı geldin ey sevgili, bütün dua'larıma...
İSTİKLAL MARŞI
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal... Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, 'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın. Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın. Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın... Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı: Düşün altında binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli, Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım, Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım, Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım; O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal! Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal. Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal: Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
MEHMET AKİF ERSOY
((((((((((GÜLLERİN EFENDİSİ)))))))
HAKTAN UZAK KALAN NE ARAR
ÖLÜ BİR ÖMÜR NEYE YARAR
GEL SENDE BİR FATİHA OKU ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE...
Affedermisin Allah´ım ?.. Yüklensem günahlarimi sirtima Tüm mahcubiyetimi alsam yanima Biraz da utanc duyarak kapina Gelsem affeder misin Allah´im ?.. Gözlerim dolu yaslarla Günahlarimin verdigi pismanlikla Ama beni affedecegin umuduyla Gelsem beni affeder misin Allah´im ?.. Verecegim hesabin korkusuyla Benden geriye kalmis günahlarin tortusuyla Ama Rabbim sana duydugum büyük askla Gelsem beni affeder misin Allah´im ?.. Hatalarimi bilsem de bas koydum yoluna Sen cok affedicisin bagislayicisin ama Benim de günahlarim cok fazla Böyle iken Gelsem kapina affeder misin Allah´im?.. Belki yüzüm yok gelmeye Ama baska yerim yok gitmeye Kalbimde ki sonsuz sevgimle Gelsem beni affeder misin Allah´im ?..
Her mevsim kalbimde kır çiçeğim benim. Dualarım sana,gözbebeğim benim. Ölsem de vazgeçmem tek dileğim benim. Sen benimsin ben de senin. Sonsuza kadar yemin ederim.
Benim canım sevgilim.
SEVGİ
Bakışlar vardır insani ömür boyu ağlatan. Yollar vardır aşılması güç olan. Kalpler vardır acılarla parçalanan. Ve insanlar vardır hiç unutulmayan. Sanma beni sevipte bırakanlardan. Benim sevgim mezara kadar olandan
Seni görüyorum yine İstanbul Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan Minare minare, ev ev, Yol, meydan.
Geliyor Boğaziçi'nden doğru Bir iskeleden kalkan vapurun sesi, Mavi sular üstünde yine Bembeyaz Kızkulesi.
ÖNEMLİ EMEĞE SAYGI LÜTFEN
ARKADAŞLAR LÜTFEN BLOG İT YAPMAYALIM .
EMEK VERİP YAPMAK EMİNİM DAHA EYLENCELİ VE KEYF VARİCİ OLUR.
DÖVERİM SONRA ONA GÖRE
SEVDİM
Güzelliğin için değil, çünkü ben seni hiç görmedim.. Ellerimi tutmanı değil, çünkü ben sana hiç dokunmadım... Gözlerine bakmayı değil, çünkü ben onlara hiç dalmadım... Ben senin beni sevmeni sevdim..
Rüzgarların sert esişini, Kocaman kocaman ağaçların bile,
Boyun eğişini Bilir misin? Kocaman kocaman dBendeki, İçi dopdolu, Şu minicik yüreği Bilir misin?
İster misin?
Ben hergece sen uyurken dalga olup sahile vuruyorum. Rüzgar olup esiyorum sessizce. Sen uyurken yüreğim geliyor üstünü örtmeye. Bensizken üşürsün diye..
Yüreğimdeki tek arzu, hayalimdeki tek tutku, beni yaşatan tek duygu senmişsin bebeğim...
Birlikte Yaşayabileceğin Biriyle Değil, Onsuz Yaşayamayacağın Biriyle Ol. Gelip Boşluk Dolduranlardan Değil, Gittiğinde Yeri Dolmayanlardan Olsun.
SeNi ÇoK SeViYoRuM GÜLÜM
ÇEKİRGE
Senden bir göz istiyorum, yalnız beni görecek.. Senden bir kalp istiyorum,yalnız beni sevecek.. Senden bir sevgi istiyorum ömür boyu sürecek..
Zannetme ki gözlerim sana baktıkça bıkacak.ölsem ruhum daima seninle kalacak.Kapanırsa gözlerim hayata. İnan ki son sözüm SENİ SEVİYORUM olacak.
ÖZGÜN YANARIM
Gideli kaç yıl oldu Şu yüzüm gülmez oldu Kuşlar uçtu göç etti Yuvaya dönmez oldu
Yarim beni severdi Halimi sormaz oldu Ağladım gecelerce Sesimi duymaz oldu
Yanarım,ateş olurum Kendime yokuş olurum Gecelerde seni ararım Gündüze seni sorarım
OLAMAZ MI ¿
AĞLAMAK İÇİN GÖZDEN YAŞ MI AKMALI ¿
DUDAKLAR GÜLERKEN İNSAN AĞLAYAMAZ MI ¿
SEVMEK İÇİN GÜZELE Mİ BAKMALI ¿
ÇİRKİN BİR TENDE, GÜZEL BİR RUH KALBİ BAĞLAYAMAZ MI ¿
"Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit(musibet) için faydalıdır. Kazayı sadece dua geri çevirir. Öyle ise sizlere dua etmek gerekir."
"Kıyamet kopmaz, ta ki ümmetim kendisinden evvelki ümmetlerin yolunu karış karış, arşın arşın takip etmedikçe."
"Güneş battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmaz. Batıdan doğunca, insanlar görür ve hepsi de iman eder. Ancak daha önce inanmamış veya imanın şevkiyle hayır kazanamamış olan hiç kimseye bu iman fayda sağlamaz."
"Hasta ziyaretinde bulunan kimse, ziyaretten dönünceye kadar cennet meyveleri arasındadır."
"Bir sürüye salınan iki aç kurdun sürüye verdiği zarar, kişinin mal ve şeref hırsıyla dine verdiği zarardan daha fazla değildir."
"Allah'a duayı, size icabet edeceğinden emin olarak yapın."
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu"
Ben şehadet ederim ki Allah'dan başka ilah yoktur ve ben yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed O'nun kulu ve Resulüdür."
"Müminler arasında imanca en kamil olanı, ahlakça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır."
"...Biz gökten tertemiz bir su indirmekteyiz. Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için." (Furkan Suresi, 48-49)
"Bir sürüye salınan iki aç kurdun sürüye verdiği zarar, kişinin mal ve şeref hırsıyla dine verdiği zarardan daha fazla değildir."
Kalem Suresin'de anlatılan Yunus'un Hikayesi; bütün ümidlerin kesildiği, karanlığın hakim olduğu, yolların tıkandığı bir zamanda Allah'ın kudretini insanlığa göstermek için verilmiş güzel bir örnektir.Yüce Allah Yunus Peygamber'i Ninova isimli kente göndermişti. Bu şehrin insanları Yunus Peygamber'in davetini kabul etmediler. Yunus Peygamber bu kabul etmeyişi karşısında onlara kızarak şehirden ayrıldı. Şehirden ayrılmadan önce onları Allah'ın azabı ile korkutup Peygamberlik mucizelerinden bazılarını göstermişti. Ninova halkı Yunus Peygamber gidince yaptıkları hatayı anladılar. Allah'ın azabından kurtulmak için Yüce Allah'a yalvardılar. Böylece Allah onları affetti. Bu konuda Allah şöyle buyurdu: -Keşke azabı gördükten sonra inanıp da, inanması kendisine fayda veren bir memleket olsaydı. Yalnız Yunus'un milleti azap kendilerine gelmeden önce imana gelince dünyada rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırmış ve onları bir süre daha yaşatmıştık. Yunus Peygamber Allah'tan bir izin almadan şehirden uzaklaşmıştı. Gidip bir gemiye binmişti. Fakat Allah'ın hikmeti gereği gemi batma tehlikesi geçirdi. Gemidekiler, içimizde tanımadığımız birisi var onun yüzünden gemimiz batıyor deyip bu yabancıyı tayin etmek için kura çektiler. Yine Allah'ın takdiri gereği kur'a Yunus Peygamber'e çıkmıştı. Fakat onu denize atmak istemiyorlardı. Yine kur'a çektiler, yine Yunus çıkmıştı. Bir daha çektiler, yine Yunus.. Hep O çıkıyordu. Bunun üzerine Yunus Peygamber kalktı, elbisesini çıkarıp denize atlatıverdi. Yüce Allah, onun üzerine bir balık gönderdi. Bu balık Yunus Peygamberi yutuverdi. Allah, balığa Yunus'un vucuduna birşey olmaması için emretmişti. Yunus Peygamber balığın karnındaydı. Tam bir karanlıktı. Kurtuluş çok uzaktaydı. Allah'ın belirlediği süre kadar orada karanlıklar içinde kaldı. Sonra Allah karanlıkları dağıtan rahmet müjdesini indirdi. Yüce Allah bunu bize şöyle anlatıyor: "Balık sahibi Yunus'u hatırla. Hani o, dinini kabul etmeyen millete öfkelenerek gitmişti de kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı. derken yutulduğu nalığın karnında karanlıklar içinde Rabbim, senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim. gerçekten ben sana haksızlık edenlerden oldum, diye dua etmişti. Biz de duasını kabul ettik. Kendisini kederlerden kurtardık. İşte biz müslümanları böyle kurtarırız." Böylece Yunus Peygamber tövbe ile kurtuluşa ermiş, karanlıklardan yeniden ilahi aydınlığa kavuşmuştu."
Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul Muhasarası için Edirne'den Ordusu ile Yola Çıkışı
Fatih Sultan Mehmed Han'ın Hiddetlenerek Atını Denize Sürmesi
Fatih Sultan Mehmed Han Ordusuyla İstanbul Surlarından İçeri Girerken
Fatih Sultan Mehmed Han, İstanbul'un Fethinden Sonra Ayasofya Önünde
Artık demir atmak günü gelmişse zamandan
Meçhul giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol.
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol
ALLAH yolunda şehit olanlara"ölüler"demeyin
bilakis onlar diridirler.Fakat siz anlayamassınız.
( Bakara Suresi,154)
Günün Ayet-i Kerimesi Yaratan ve öldüren O'dur. Bir isin olmasini diledig i zaman, ona sâdece"Ol" der, o da oluverir. (Mü'min, 68)
Günün Hadis-i Şerifi
Surasi muhakkak ki, Allah her nefsi yaratmis
onun hayatini, ölümünü, rizkini ve ugrasacagi
musibetlerini yazmistir. (Tirmizi, 2144)
Günün Sözü Daha çok çalisin, daha kaliteli üretim yapin, daha çok tasarrufta bulunun, lüksü ve israfi terk edin, yeni ve modern, büyük müesseseler kurmaya gayret edin! Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN (Rh.A)
'Ya Ben istanbul'u alirim, ya da istanbul Beni' FSM
iSTANBULUN FETHi (29 Mayis 1453
Fatih Sultan Mehmet en iyi hocalar elinde yetismis, ilim ve
imani mecetmis, Turk kulturu ve Islam imanina bihakkin
vakif olmustur. Yuksek ideal sahibi bir genc olarak
ve hakikaten genc bir yasta Osmanli Devleti'nin basin
gecmistir. Butun kaynaklar onun 19 yasinda tahta
oturdugunda muttefiktirler. Demek oluyor ki o 21
yasinda bizim dunyamizda ve Islam dunyasinda soylendiginde,
ilk akla gelen sultan olarak Fatih sanini almistir.
Fatih unvanini yalnizca bu genc bilge, faziletli, cesaretli,
gemileri indirmis, asrin en gelismis toplariyla zamana
meydan okuyan surlarda gedikler acmistir. Bizzat mucidi
oldugu bu silahlarla yalniz Istanbul'un fethini gerceklestirmekle
kalmamis, ayni zamanda Avrupa'da feodalizmin yikilmasini
saglamistir. Istanbul'u bir cihan devletinin payitahti
kilmanin nisanesi olarak Ortodoks kilisesini,
Ermeni ve Yahudiler'i teskilatlandirmis, bunlara atamalarda
bulunmus ve hepsinin "Osmanli Devlet Tahti Emanetinde"
bulunduklarini ilan etmistir.
Ayasofya'yi fethin bir nisanesi olarak camiye tahvil
etmis, ilk cuma namazini bu kutlu sehirde hocalariyla,
kutlu askerleriyle eda etmistir.
Bugun Turk- Islam medeniyetinin hulasasi olan
Istanbul, onun bize ve butun Muslumanlar'a temiz bir armaganidir..
Istanbul bu tarihten itibaren Osmanli hukumdarlari
tarafindan muzeyyen kilinmis, suslenmis, bir cazibe
merkezi haline gelmis, hangi dilden dinden, renkten,
olursa olsun butun bilginlerin bir araya getirildikleri
ve Osmanli medeniyetine hizmette bulunan bir merkez olmustur.
"-Yeniceriye Gazel" adli siirinde Yahya
Kemal Beyatli, bizim bu konuda imanimizi, azmimizi, haysiyetimizi,
serefimizi,
gurur ve emellerimizi cok guzel ifade eder: Dussun celengi Rum'un, egilsin ser-i Freng Vur turku gonderen yed-i takdir askina Son salvetinle vur ki acilsin bu surlar Fecri hucum icindeki tekbir askina.